Bluray eziyettir. Kesinlikle encode etmeye üşenmiyorum, sonuçta kalite tavan yapacak ancak şu Türk Telekom’un sağladığı NENE HIZINDA İNTERNET ile raw çekmek ölüm ya. Bluray .iso çekmek istiyorum ama düşünsenize, 3-4 bölüm barındıran her bluray için 25gb dosya çektiğimi. Gundam 00 için 7 tane Bluray var 1 sezonda. Kimin riplediğini bilmediğim rawlara böyle bir sebepten muhtaç olmak adamı çileden çıkarıyor.
Bluray raw çektiğime göre bu gidişle 1080p kaçınılmaz olacak. 1080p’yi ne herkesin monitörü(17″ monitörde 1080p ile 720p farkı anlaşılmaz) ne de işlemcisi kaldırmadığı için galiba 720p de kaçınılmaz. 480p ise… Tarzım(ız) değil. (Artistlik=Üşengeçlik FTW)
İlk üç oyununu çıktığı gün alıp kısacık sürede bitiren ben son oyuna başlamak için aylar bekledim. Prince of Persia’dan bahsediyorum. Sonunda başladım. Çok fazla eleştiri almış oyun ancak masalsı anlatım, ortam ve görsellik beni benden aldı. 4. sefer de yine çok iyi iş çıkarmış yapımcılar. Oynayın, oynatın.
Kız arkadaşım Öss’ye girdi. Şu bekleyiş dönemi çok sancılı, sınava girmememe rağmen aynı stresi hayli hayli yaşadım/yaşıyorum. Bu dönemde aynı duyguları yaşamak zorunda kalacak tüm arkadaşlara sabır diliyorum.
Bluray’in kalitesi de başka yerde olmuyor ama.
Sevdiğim filmlerin gidip internetten bluray versiyonlarını indiriyorum arşiv yapmak için. Bazen de izlemediğim filmleri bluray indiriyorum. Kimi iyi çıkıyor kimi dandik; yine de yüksek çözünürlüğün tadı başka yerde yok, özellikle de animasyon izlerken.
Okulun interneti sağolsun, 1 günde 1.5 bluray film indirebiliyorum. 10 gb’ı rahat geçiyor.